18/8/2008 · Kategori: TOROR

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı.

 

Karnı burnunda zavallı bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı

:-Akçik, manç?..
(Kızmı, oğlan mı?)


-Akçik...
(Kız)


Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan b! ürülügözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.


-Tun şahetsar,ınger...
(Sen kazandın, yoldaş)


-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana...
(Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)


-Mayrigı bedge gişdatsine.
(Annesi besleyecek elbette)


Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:


-Mayrig yerahayin zizdur.
(Çocuğa meme ver)


Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi.Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:


-Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek...
(Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...)


Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü...


Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.


Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır.


Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu.


Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.


26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar.


26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi.


Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı.


Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler,


Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar.


Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler.


Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler.


Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler.


Kesik kafaları sepetlere doldurdular.


Peki neydi bu düşmanlık?


Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.


Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı kuvvetleri'ne ait 366.Alay'ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir.


56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur.


Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış,geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.


Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.!


Fakat katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu:


'Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz' Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu.


Karabağ'da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,'Hocalı Katlia! mı' baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu.


Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi.


Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıp ta bu masum insanlara işkence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı…………..


Yazıklar olsun ……


EGER KANINDA BİR DAMLA TÜRK KANI, İSLAM İNANCI YOKSA,
BU METNİ YAYMASI GEREKMEZ..

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

15/7/2008 · Kategori: TOROR

Beyaz Saray'ın eski terörle mücadele danışmanı Richard Clarke, ABD'nin Irak'ta kalmasının El Kaide'ye yardım ettiğini ve "teröre karşı savaşta ilerleme kaydetmek istiyorsa ABD Savunma Bakanlığının birlikleri geri çekmesi gerektiğini" savundu.

Bir zamanlar, Amerikan basını tarafından "terörle mücadele çarı" olarak anılan ve istifa ettikten sonra George Bush yönetimini en şiddetli eleştirenlerden biri haline gelen eski danışman Clarke, CNN televizyon kanalına verdiği mülakatta, "Müslüman dünyada El Kaide'in çekiciliğini ortadan kaldırmak için yapabileceğimiz en iyi şeyin, 2 ya da 3 yıl içinde düzenli biçimde Irak'tan çekilmek olduğunu düşünüyorum. Irak'taki varlığımız El Kaide'ye yardım ediyor" dedi.

"Onları ideolojik savaşta yenmemiz lazım" diyen Clarke, bunun Irak'tan çıkarak yapılabileceğini belirtti.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

20/2/2008 · Kategori: TOROR

GEREKÇELİ KARAR
           PKK'nın Gelir Kaynakları:    
a) Yurtiçi Gelir Kaynakları
             
Aidatlar, para ve mal bağışları, vergilendirme. cezalandırma, gasp ve soygun faaliyetleri, fidye almak için adam kaçırmalar, firmalar, müteahhitler ve şahıslardan, seyahat acentalarından vergilendirme adı altında alınan paralar, silah ve uyuşturucu kaçakçılığından elde edilen gelirler, metropollerdeki doğu kökenli sanayici ve işadamlarından tehditle alınan paralardır. 

b) Yurtdışı Gelir Kaynakları
            
Yardım kampanyaları ve bağışlar, üye aidatları, tehdit, şantaj, gasp yoluyla elde edilen gelirler, kara para aklama faaliyetleri (gayri meşru elde edilen paraların Türkiye’ye sokulması), örgüt adına çalıştırılan işyerleri, (Örn. Bükreş’te 200'e yakın dükkan çalıştırılması) adam kaçırma ve fidye alma faaliyetleri, insan ticareti, işçi simsarlığı ve ilticacılardan alman paralar (illegal yoldan Avrupa’ya gidenlerden mülteci statüsü kazanları için sahte pasaport ve ikamet sağlama işlemlerinden alınan paralar), yabancı kurum ve kuruluşların maddi destekleri, sınır ticareti ve mültecilerden elde edilen gelirler (Kuzey Irak Mülteci Kampı’ndan sağlanan gelirler) ve örgüt yayınlarının fahiş fiyatla satılmasından elde edilen gelirler vb. olarak özetlenebilir. Bu kaynaklardan silah ve uyuşturucu kaçakçılığı üzerinde ayrıca durmakta fayda görülmüştür. 
           
PKK Terör Örgütünün Silah Kaynakları ve Ele Geçirilen Silahlar:1982 yılında İsrail, Lübnan’ı işgal edince, FKÖ elemanlarının bırakarak kaçtıkları silahlar başlangıçtaki örgütün silah ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılamıştır. Bu konuda Suriye’den de büyük destek görmüşlerdir. Türkiye’de öldürülen PKK örgüt üyelerinden elde edilen birçok silah ve merminin üzerinde Arapça yazılar bulunduğu ve Suriye menşeli olduğu, maddi delillerle kanıtlanmıştır.
           
Yurtiçi eylemlerde elde edilen silah ve cephane de cüzi bir miktarda da olsa PKK örgütü tarafından kullanılmıştır.
           
En önemli silah kaynakları Saddam tehdidinden kaçarak Türkiye ve İran’a sığınan peşmergelerin bıraktıkları silahlara sahip oluşları ve savaş sonrası Kuzey Irak’taki otorite boşluğundan doğan ortamda orada bulunan Irak ve Peşmerge silahlarına el koymalarıdır. Bu şekilde mayın, top, havan, füze ve roketatar gibi ağır silahlara sahip olmuşlardır. Ayrıca füzelerin bir kısmı da Yunanistan’ın gerek maddi, gerekse temin yönündeki yardımıyla Yugoslavya’dan alınmış, füze kullanımı ile ilgili eğitim de Yunanistan’ın yardımıyla PKK örgüt üyelerine Yugoslavya’da verilmiştir. Bu husus, sanığın tüm aşamadaki açık ve tutarlı ikrarları ve yakalanan onlarca PKK terör örgütü üyelerinin anlatımlarından anlaşılmıştır. Ayrıca Ermenistan, İran ve Kıbrıs Rum Kesimi’nden de silah tedarik edildiği, tedarike yardım ettikleri, sanığın ifadeleri ve keza yakalanan örgüt üyelerinin beyanlarından anlaşılmıştır. Sovyet Rusya ve Doğu Bloğu ülkelerinin dağılması sonucunda doğan otorite boşluğundan da yararlanılarak silahlar temin edilmiştir.
          
Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre, 15.08.1984 ile 22.02.1999 tarihleri arasında PKK terör örgütünden ele geçen silah ve mühimmat miktarı şöyledir: Lav silahı 114, Havan 88, Roketatar 898, Makinalı Tüfek 470, Geri Tepmesiz Top 4, Uçaksavar33, Sam-7 Füzesi 12, uzun namlulu silah 21.039, tabanca 5.436, bomba 20.471, mermi 2.622.210 adettir.
          
Örgütün Legal Alandaki Faaliyetleri: PKK terör örgütü Kürt Kültür ve Araştırma Vakıfları, Kürt Enstitüsü, Mezopotamya Kültür Derneği, Amed Kültür Merkezi ve Yurtsever Kadınlar Derneği gibi kuruluşları muhtelif zamanlarda örgütün propagandası, örgüte eleman temini ve sempatizanları örgüte çekme, kitlesel eylemleri yönlendirme gibi faaliyetlerde aracı olarak kullanmıştır. 
          
Ayrıca PKK terör örgütü dünya kamuoyunda bu imajını silmek ve yeniden toparlanmayı sağlamak amacıyla yukarıdaki açıklamalarda da belirtildiği gibi muhtelif tarihlerde sözde ateşkes ilan etmiştir. Ateşkeslerden sonra ise eylemler hiçbir zaman durmamış, azalmamış, aksine sivil halka yönelik katliamlar devam ettiği gibi, intihar eylemleri gibi yeni eylem türlerini de uygulamaya geçirmişlerdir. Ateşkeslerden sonra örgüt üyelerinden kendiliğinden teslim olanlara pek rastlanılmamıştır.

Basın Yayın Faaliyetleri

a) Legal Alanda: PKK güdümünde yayın yapan legal gazete ve dergilerin örgütle ilişkileri görevliler tarafından tespit edildiğinde, örgütün propagandası yapıldığında, mahkeme kararıyla kapatılmaları halinde yayınların adlarını değiştirerek başka isimler altında yayınları devam ettirdikleri görülmüştür. Örneğin Ülkede Gündem Gazetesi, daha önce Demokrasi, Yeni Politika, Özgür Ülke, Özgür Gündem, Yeni Ülke ve Halk Gerçeği Gazetesi adı altında yayın faaliyetini yürütmüştür.

Özgür Halk Dergisi ise Özgürleşen Yurtsever Gençlik ve Jiyan Revşen Dergisi adı altında yayınlanmıştır. Keza Toplumsal Alternatif ise daha öhce Sosyalist Alternatif, Devrimci Alternatif, Alternatif Dergisi adlarıyla yayınlanmıştır.

b) İIlegal Alanda: PKK terör örgütünün dünyanın her yöresinde, çoğunluğu Avrupa’da birçok yayınevi, dergi, gazete ve radyo kuruluşu vardır. Türkçe, Kürtçe ve diğer dillerde yayınlar yapılmaktadır. Mahalli radyolar kiralanarak örgütün propagandası yapılmaktadır. Almanya’da aylık Serxwebun ve Berxwedan Gazeteleri ile Küürdistan Report yayınlanmakta, ayrıca günlük olarak Özgür Politika Gazetesi çıkarılmaktadır. Yunanistan’da, Kürdistan’ın Sesi (Fonito Kürdistan) çıkarılmakta, ayrıca Almanya’da Zülfikar Dergisi Alevilere yönelik olarak yayınlanmakta, Siterka Civan (Gençlik Yıldızı) isimli dergi de aylık ve iki aylık aralıklarla Almanya’da yayınlanmaktadır.

MED TV-PKK İlişkisi: 30.03.1995 tarihinden itibaren yayına başlayan MED TV Kanalı’nın PKK terör örgütünün propaganda aracı olduğu, sanık Abdullah ÖCALAN tarafından açıkça vurgulanmıştır. Bu durumu herkesin ve her ülkenin de bildiği bir gerçektir. MED TV ile ilgili kasetlerin incelenmesinde açıkça PKK üyelerini ve sempatizanlarını kışkırtarak şiddet eylemlerine yönelttiği görülmüştür. Örneğin, 02.03.1996 tarihli MED TV programında örgütün merkez komite üyesi Osman ÖCALAN “... Türkiye’nin metropollerinde fedailik savaş süreci başlamıştır, fedailik olayı yeni bir olaydır. Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de halkımızın her türlü eylem biçimini yapmaya hakkı vardır.” demek suretiyle örgüt mensuplarını intihar eylemlerine yönlendirmiştir. 
                                                                                               

http://www.belgenet.com/dava/gerekce13.html(KAYNAK)

                                                                                                   

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

18/1/2008 · Kategori: TOROR

 

Irak’ta kaybolan silahların akibeti belli olmaya başladı.

 

 

Yapılandırılması Özel Denetim Müfettişliği Ofisi Baş Müfettişi Stuart W. Bowen’in Pentagon’a sunduğu 30 sayfalık rapor, büyük soygunu gözler önüne serdi.

Kuzey Irak’ta Osman Öcalan’ın şoförlüğünü yapan ve 3 ay önce Habur Sınır Kapısı’nda güvenlik güçlerine teslim olan “Hacı” kod adlı İbrahim Polat’ın, Kürt grupların PKK’ya silah ve patlayıcı madde temin ettiğini ve ABD’li askeri yetkililerin her ay Murat Karayılan’la görüştüklerini ileri sürmesinin ardından, ABD’nin Irak’a verdiği ve kaybolan silahlar yeniden gündeme geldi.

Irak’ın Yeniden Yapılandırılması Özel Denetim Müfettişliği Ofisi Baş Müfettişi Stuart W. Bowen, ABD Savunma Bakanlığı’nca Irak’a verilen 370 bin silahtan 360 bininin nerede olduğunun bilinmediğini tespit ederek, kayıp silahların envanterini de çıkarmış.

“Hacı” kod adlı İbrahim Polat’ın, Irak’taki Kürt grupların terör örgütü PKK’ya silah ve patlayıcı temin ettiğine ilişkin itiraflarının ardından gözler ABD’nin kayıp silahlarına çevrildi. Bowen’in Pentagon’a sunduğu 30 sayfalık raporda kayıp silahlar gerçeğine işaret ederek, silahların nerede olduğunun bir an önce tespit edilerek Irak Savunma ve İçişleri Bakanlığı’na kaydedilmesi gerekliliğine vurgu yaptı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz Kurban Bayramı’nda gerçekleştirdiği Lübnan gezisinde, “PKK’nın elinde ABD menşeli silahlar var” açıklamasında bulunmuştu. Başbakan Erdoğan’ın bu tezini ABD Savunma Bakanlığı’na sunulan rapor da doğruladı. Rapora göre ABD’nin Irak’ın yeniden yapılandırılması amacıyla 2003 yılından bu yana gönderdiği silahların kimlerin eline geçtiği bilinmiyor.

ABD’nin Irak güvenlik güçlerine verdiği silahların başta terör örgütü PKK’nın eline geçtiği iddiaları üzerine Pentagon, Irak’ta silah soruşturması başlattı. Soruşturmanın önemli bir bölümünü ise Başmüfettiş Bowen yürüttü. 28 Ekim 2006′da tamamlan rapor ABD Savunma Bakanlığı’na sunuldu. Raporda, ABD’nin Irak Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı Irak Güvenlik Güçleri’ne (ISF) sağladığı 370 bin silahtan sadece 10 bininin kayıt altına alınabildiği ifade edildi. Raporda, Aralık 2006′ya kadar Irak’a yaklaşık 325 bin ekipmanın sağlanacağı, bunlardan 277 bin 600′ünün Ağustos 2006′da gönderildiği belirtildi. Raporda, “Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’nin sağlanacak silahların kalitesi, tipi ve miktarını tespit ettiği yardım Irak Yeniden Yapılandırma ve Yardım Fonu (IRRF) çerçevesinde Irak’a gönderildi” denildi.

Bowen, raporda 370 bin 251 silaha yaklaşık 133 milyon dolar harcandığını ifade etti. Raporda 19 anlaşma ve 142 teslim belgesi yoluyla Irak’a ulaştırılan silahlar arasında özellikle PKK’nın kullandığı Kalaşnikof marka silah ile son yıllarda Türkiye’de birçok olayda kullanılan Glock marka tabancaların Irak’a en çok sağlanan silah olduğu bilgisine de yer verildi. Bowen, Irak Savunma Bakanlığı tarafından kayıt altına alınan silahların ABD tarafından gönderilen silahların seri numarası ile uyuşmadığına dikkat çekip, silahların bir an önce Irak’ın Savunma ve İçişleri Bakanlığı’na kaydedilmesini istedi.

Rapora göre ABD’nin Irak’a yaptığı silah yardımının dağılımı şöyle: 138 bin 813 9mm Glock, 165 bin 409 Kaleşnikof AK- 47, 38 bin 53 Glock 9 mm generic, 14 bin 983 makineli tüfek RPK, 384 shotgun, 60 keskin nişancı tüfeği Siper Rifle, bin 528 Luncher RPG- 7 roketatar, 3 bin 900 el bombası.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!