13/2/2008 · Kategori: KÜLTÜREL
Olayın başlangıcında Mustafa Kemal ciddiyeti anlayıp, Heybeliada'da rahatsızlığı nedeniyle dinlenen İsmet İnönü'yü acilen Ankara'ya çağırdı.
Kürt Teali Cemiyeti *
*(Kürt Yükseltme Cemiyeti)
Kürt Teali Cemiyeti (Kürt Yükseltme Cemiyeti), Sevr antlaşmasının 62. ve 64.
maddelerinde bahsi geçtiği ve ABD Başkanı Wilson'un Wilson İlkeleri ile
belirttiği şekilde doğu illerinde, bağımsız bir Kürt devleti kurulması
amacını güden, gayesini gerçekleştirebilmek için doğu illerinde şubeler
açmış bir cemiyettir. Bu cemiyetin, ağır Sevr antlaşması şartlarına ve
işgale karşı Anadolu'da başlatılan direnişi kırmak için İngiltere tarafından
kullanıldığı ile ilgili belgeler yayınlanmıştır.
1921 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından alınan kararla
faaliyetlerine son verildi.
Nutuk'ta Atatürk bu cemiyeti ile ilgili şunları yazmıştır:
...Bu dernekler dışında, memleket içinde daha başka birtakım dernek ve
kuruluşlar da ortaya çıkmıştır. Bunlar arasında Diyarbakır, Bitlis, Elâzığ
illerinde, İstanbul'dan idare edilen Kürt Teali Cemiyeti vardı. Bu derneğin
amacı yabancı devletlerin himâyesi altında bir Kürt devleti kurmaktı.
Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk
30 Aralık 1918 tarihinde Dahiliye Nazırlığına verilen bir dilekçe ile
kurulmuştur.
Kurucuları
İstanbul'da ileri gelen Kürt aileler, bazı aydınlar ve bürokratlar
tarafından kurulmuştur.
Şemdinan ailesinden Şeyh Ubeydullah ve ahfadı
Seyyit Abdülkadir (Kurucu Başkan, Şeyh Ubeydullah'ın oğlu)
Seyyit Abdullah (Şeyh Ubeydullah'ın torunu)
Seyyit Taha (Şeyh Ubeydullah'ın torunu)
Bedirhan ailesinden Bedirhan Paşa ve ahfadı
Mehmet Emin Ali (Bedirhan Paşa'nın oğlu)
Süreyya (Mehmet Emin Ali'nin oğlu)
Celadet (Mehmet Emin Ali'nin oğlu)
Kâmuran (Mehmet Emin Ali'nin oğlu)
Mikdad Mithad Esved (Bedirhan Paşa'nın oğlu)
Bedirhanzade Mehmet Ali (Bedirhan Paşa'nın oğlu)
Bedirhanzade Hasan Nuri (Bedirhan Paşa'nın oğlu)
Halil Rami Bey (Bedirhan Paşa'nın oğlu, Malatya Mutasarrıfı)
Âsaf Bedirhan (Halil Rami Beyin oğlu)
Bedirhan Ali (Bedirhan Paşa'nın torunu)
Baban aşiretinden
Babanzade Şükrü (Ord. Prof. Şükrü Baban)
Babanzade Mustafa Zihni Paşa (eski Hicaz valisi)
Babanzade Fuat Bey
Babanzade Hikmet Bey
Babanzade Aziz Bey
Babanzade Mahmut Bey
Diyarbakırlı Cemil Paşa Ailesinden
Ahmet Cemil Paşa (Cemil Paşa'nın oğlu)
Ekrem Cemil (Cemil Paşa'nın oğlu)
Kadri Cemil (Cemil Paşa'nın oğlu)
Diğer bazı üyeler
Mevlanzade Rıfat (Yüzellilikler listesine alınarak sınırdışı edilmişti)
Ahmet Hamdi Paşa
Said Nursî
Abdurrahim Rahmi Zapsu
Arvasizade Mehmet Şefik
Said Molla (Yüzellilikler listesine alınarak sınırdışı edilmişti)
Kurtuluş Savaşında Anadolu'daki Faaliyetleri
6 Eylül 1919 tarihinde cemiyetin kurucularından Bedirhanlı aşiretinden
Celadet ve Kâmuran ile Cemil Paşa ailesinden Ekrem yanlarına İngiliz Binbaşı
Covbertin Noel ile Malatya'ya gelirler. Bu tarihlerde cemiyet doğu illerinde
örgütlenmeye çalışmaktadır. Diyarbekir 13. Kolordu Kurmay başkanı Halit,
Sivas'ta bulunan Mustafa Kemal Paşa'ya şifreli bir telgraf çeker.
Telgrafında Osmanlı subayları arasında şifreli telgraflaşmanın yasak
edildiği bir dönemde İngiliz binbaşısı Noel'in istediği kimselerle şifreli
telgraflaşma yaptığından ve elini kolunu sallayarak Bedirhanlı aşiretinden
kimselerle birlikte dolaştığından yakınır.[3]
Nutuk'da belgeler bölümünde, ilgili kişilerin takibi için üzerlerine
birlikler gönderildiği, Mustafa Kemal'in, 9 Eylül 1919 tarihli Erzurum 15.
Kolordu ve Ankara 20. Kolordu komutanlıklarına gönderdiği şifreli telgrafta
görülmektedir.
Mustafa Kemal, 9 Eylül 1919 tarihli şifreli telgrafında şunları yazar:
Bağımsız Kürdistan kurulması propagandası yapmakta olan İngiliz Binbaşı
Mister Noel, yanında Mevlanzade Rıfat, Bedirhanlılardan Kâmuran, Celâdet ve
Cemil Paşazade Ekrem beyler adlarındaki kişilerle Malatya'ya gelerek Elaziz
Valisi Ali Galip Bey de kendilerine katılarak, Bedirhanlılardan olan sancak
mutasarrıfı Halil Beyle birlikte ulus ve yurdun kötülüğüne işler çevirmeye
yeltendikleri ve sözde postayı vuranları izlemek amacıyla çevreden Kürtler
getirmeye kalkıştıkları haber alındığından, Harputtan 15. Alay Komutanı,
makineli tüfekle donanmış bir askeri birliği, Aziziye'den 2 süvari bölüğü,
Siverek'ten Malatya'daki 12. Süvari Alayına bağlı bölük Malatya üzerine
gönderilerek, adları geçenlerin tutuklanmaları için gereken girişim
yapılmıştır. Sonuç bilgilerinize sunulacaktır. Mustafa Kemal, Nutuk, Belge
62.
Sivas'taki Mustafa Kemal bölgedeki subaylar ve güvenilir devlet erkânı ile
telgraflaşmayı sürdürür. Harput'tan askeri birliklerin üzerine gelmekte
olduğu haberini alan Harput valisi Ali Galip, Malatya Mutasarrıfı Halil,
Binbaşı Noel ve aşiret reisleri Malatya'yı terkederek Kâhta yönüne kaçmaya
başlarlar. Jandarma Yüzbaşısı Faruk Bey, Kâhta'da kaçakları izler.
Malatya'ya 5 saat mesafedeki Raka köyünde Siverek'e kadar olan bölgedeki ve
Dersim'e varıncaya kadarki Kürt aşiretlerin haberdar edilerek bu köyde
toplandıklarını bildirir. Burda toplanan isyancıların Malatya'yı basacağı ve
Urfa'daki İngiliz Tümeninin aşiretlere yardım için bölgeye geleceği haberini
aldığını Malatya 15. Alay Komutanı İlyas Beye rapor eder ve İlyas Bey de
Sivasta bulunan Mustafa Kemal Beye telgrafla 11 ve 12 Eylül 1919 gecesi
gelişmeleri bildirir.
İstanbul'daki Amerikan Yüksek Komiseri Amiral Bristol 30 Eylül 1919
tarihinde Washington'a telgrafla şunları bildirmişti:
İngilizler Kürtleri kullanarak milliyetçi akımı¹ boğmak istiyorlar.
Türklerin de Ermenilere karşı bir hareketi olduğu yolundaki haberler de bir
İngiliz propagandasıdır. Amiral Bristol, Amerikan Yüksek Komiseri, İstanbul,
30 Eylül 1919
Not1:Kuva-i Milliye'yi kastediyor.
1925 yılında cemiyetin kurucu başkanı Seyyit Abdülkadir Şeyh Sait İsyanı ile
ilgisi bulunduğundan dolayı idam edilmiştir.
Şeyh Said İsyanı, (Şubat-Nisan 1925) Doğu Anadolu'da merkezi yönetime karşı
girişilen geniş çaplı ayaklanma.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan politikalar Doğu Anadolu'da çeşitli
muhalefet odakları doğurmuştu. Bu muhalefet odaklarından Kürt İstiklal
Komitesi'nin çalışmaları açığa çıkarıldıktan sonra, örgütün önde gelen
yöneticilerinin çoğu tutuklandı.
Örgütle yakın ilişki içinde olan ve aynı doğrultuda çalışmalar yürüten Şeyh
Said'e bağlı kişilerin Diyarbakır'ın Eğil nahiyesine bağlı Piran köyünde
arama yapan bir jandarma müfrezesiyle girdiği çatışma (13 Şubat 1925), kısa
sürede genişleyerek yaygın bir ayaklanmanın kıvılcımını oluşturdu. Genç
vilayetinin merkez kazası Darahini'yi basarak (16 Şubat) valiyi ve öteki
görevlileri tutuklayan Şeyh Said, halkı İslam dini adına ayaklanmaya çağıran
bir bildiriyle hareketi tek bir merkez altında toplamaya çalıştı. Bu
bildiride 'din uğruna savaşanların lideri' anlamına gelen mührünü kullandı
ve herkesi din uğruna savaşa çağırdı. Mistan ve Botan aşiretlerinin
desteğini aldıktan sonra Genç ve Çapakçur (bugün Bingöl) üzerinden
Diyarbakır'a yöneldi. Maden, Siverek ve Ergani'yi ele geçirdi. Şeyh
Abdullah'ın yönettiği başka bir ayaklanma kolu da Varto üzerinden Muş'a
doğru harekete geçti. Varto'yu ele geçiren isyancılar, Muş'a ilerledilerse
de halktan toplanan yardımcı kuvvetlerle Murat Köprüsü civarında mağlup
edilip, Varto'ya geri çekilmeleri sağlandı. Gelişmeler üzerine hükümet doğu
vilayetlerinde sıkıyönetim ilan etti (21 Şubat). Ayaklanmacıların üzerine
gönderilen ordu birlikleri Kış Ovası'nda Şeyh Said kuvvetleri karşısında
tutunamayarak Diyarbakır'a çekilmek zorunda kaldı (23 Şubat). Ertesi gün
Elazığ'a giren Gökdereli Şeyh Şerif yönetimindeki başka bir ayaklanma kolu
kenti kısa süre de olsa denetim altına aldı. 7 Mart'ta Şeyh Said'in
emrindeki 5000 kişilik bir kuvvet Diyarbakır'a saldırdı.
Olayın başlangıcında Mustafa Kemal ciddiyeti anlayıp, Heybeliada'da
rahatsızlığı nedeniyle dinlenen İsmet İnönü'yü acilen Ankara'ya çağırdı.
İnönü ve ailesini bizzat Ankara Gar'ında karşılayan Mustafa Kemal, olayları
anlatmak için İsmet Paşa'yı Çankaya'ya götürdü. Çankaya'da, İsmet Paşa'ya
"Doğuda laik sistemi yıkmak amacıyla yayılan gerici bir ayaklanmanın
başladığını" söyledi. İsmet Paşa'nın Ankara'ya gelmesi dedikoduların
başlamasına neden oldu. Ali Fethi Bey'in görevden ayrılacağı, yeni hükümeti
İsmet İnönü'nün kuracağı ve önlemleri onun alacağı konuşulmaya başlanmıştı.
Ayrıca Ali Fethi Okyar ile İsmet İnönü'nün arası açıktı. Ali Fethi Bey olayı
isyan olarak tanımlamamış ve sıkıyönetimle durdurulacağına inanıyordu.
Ancak, olayların hızla tırmanması karşısında Başbakan Ali Fethi Okyar'ın
istifasını isteyen Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü'yü yeni bir hükümet
kurmakla görevlendirdi (3 Mart). Bir gün sonra TBMM hemen Takrir-i Sükun
Kanunu'nu kabul ederek hükümete olağanüstü hal yetkileri tanıdı.
Ayaklanmayla ilgili yayınlara konan yasak daha sonra başka önlemleri de
kapsayacak biçimde genişletildi. Ayrıca Ankara ve Diyarbakır'da İstiklal
Mahkemeleri kurulması kararlaştırıldı. Bu sırada Diyarbakır'ı kuşatma altına
alan Şeyh Said kuvvetleri, hükümet kuvvetleri tarafından püskürtülerek geri
çekilmeye başladı. Geniş çaplı bir sevkıyatın ardından toplu saldırıya geçen
(26 Mart) ve bir bastırma harekatıyla ayaklananların çoğunu teslime zorlayan
askeri birlikler, İran'a geçmeye hazırlanan ayaklanma önderlerini Boğlan'da
(bugün Solhan) sıkıştırdı. Şeyh Şerif ve yanındaki bazı aşiret reisleri
Palu'da yakalanırken, Şeyh Said'de Varto yakınlarında Carpuh Köprüsü'nde ele
geçirildi (15 Nisan 1925).
Ayaklanmayı destekleyen eski Şuray-ı devlet reislerinden Kürt Teali Cemiyeti
reisi Seyit Abdülkadir ve 12 arkadaşı İstanbul'da tutuklanarak yargılanmak
üzere Diyarbakır'a getirildiler. Yargılanma sonucunda Seyit Abdülkadir ve 5
arkadaşı ölüme mahkûm olarak, idam edildiler (27 Mayıs 1925).
Diyarbakır'daki Şark İstiklal Mahkemesi kısa süren bir yargılamadan sonra
Şeyh Said ve 47 ayaklanma yöneticisi hakkında da ölüm cezası verdi (28
Haziran). Cezalar, başta Şeyh Said olmak üzere, ertesi gün infaz edildi.
Şeyh Said Ayaklanması'nın bastırılması Cumhuriyet yönetiminin Doğu
Anadolu'da denetimi sağlamasında önemli bir dönüm noktası oldu. Öte yandan
ayaklanmayla ortaya çıkan gelişmeler, bir süre önce çok partili yaşama geçiş
yönünde atılan adımların kesintiye uğramasına yol açtı. Ayaklanmaya
karıştığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan Terakkiperver Cumhuriyet
Fırkası, çok geçmeden hükümet kararnamesiyle kapatıldı.*
Cem Özer Özkan
*(Kürt Yükseltme Cemiyeti)
Kürt Teali Cemiyeti (Kürt Yükseltme Cemiyeti), Sevr antlaşmasının 62. ve 64.
maddelerinde bahsi geçtiği ve ABD Başkanı Wilson'un Wilson İlkeleri ile
belirttiği şekilde doğu illerinde, bağımsız bir Kürt devleti kurulması
amacını güden, gayesini gerçekleştirebilmek için doğu illerinde şubeler
açmış bir cemiyettir. Bu cemiyetin, ağır Sevr antlaşması şartlarına ve
işgale karşı Anadolu'da başlatılan direnişi kırmak için İngiltere tarafından
kullanıldığı ile ilgili belgeler yayınlanmıştır.
1921 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından alınan kararla
faaliyetlerine son verildi.
Nutuk'ta Atatürk bu cemiyeti ile ilgili şunları yazmıştır:
...Bu dernekler dışında, memleket içinde daha başka birtakım dernek ve
kuruluşlar da ortaya çıkmıştır. Bunlar arasında Diyarbakır, Bitlis, Elâzığ
illerinde, İstanbul'dan idare edilen Kürt Teali Cemiyeti vardı. Bu derneğin
amacı yabancı devletlerin himâyesi altında bir Kürt devleti kurmaktı.
Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk
30 Aralık 1918 tarihinde Dahiliye Nazırlığına verilen bir dilekçe ile
kurulmuştur.
Kurucuları
İstanbul'da ileri gelen Kürt aileler, bazı aydınlar ve bürokratlar
tarafından kurulmuştur.
Şemdinan ailesinden Şeyh Ubeydullah ve ahfadı
Seyyit Abdülkadir (Kurucu Başkan, Şeyh Ubeydullah'ın oğlu)
Seyyit Abdullah (Şeyh Ubeydullah'ın torunu)
Seyyit Taha (Şeyh Ubeydullah'ın torunu)
Bedirhan ailesinden Bedirhan Paşa ve ahfadı
Mehmet Emin Ali (Bedirhan Paşa'nın oğlu)
Süreyya (Mehmet Emin Ali'nin oğlu)
Celadet (Mehmet Emin Ali'nin oğlu)
Kâmuran (Mehmet Emin Ali'nin oğlu)
Mikdad Mithad Esved (Bedirhan Paşa'nın oğlu)
Bedirhanzade Mehmet Ali (Bedirhan Paşa'nın oğlu)
Bedirhanzade Hasan Nuri (Bedirhan Paşa'nın oğlu)
Halil Rami Bey (Bedirhan Paşa'nın oğlu, Malatya Mutasarrıfı)
Âsaf Bedirhan (Halil Rami Beyin oğlu)
Bedirhan Ali (Bedirhan Paşa'nın torunu)
Baban aşiretinden
Babanzade Şükrü (Ord. Prof. Şükrü Baban)
Babanzade Mustafa Zihni Paşa (eski Hicaz valisi)
Babanzade Fuat Bey
Babanzade Hikmet Bey
Babanzade Aziz Bey
Babanzade Mahmut Bey
Diyarbakırlı Cemil Paşa Ailesinden
Ahmet Cemil Paşa (Cemil Paşa'nın oğlu)
Ekrem Cemil (Cemil Paşa'nın oğlu)
Kadri Cemil (Cemil Paşa'nın oğlu)
Diğer bazı üyeler
Mevlanzade Rıfat (Yüzellilikler listesine alınarak sınırdışı edilmişti)
Ahmet Hamdi Paşa
Said Nursî
Abdurrahim Rahmi Zapsu
Arvasizade Mehmet Şefik
Said Molla (Yüzellilikler listesine alınarak sınırdışı edilmişti)
Kurtuluş Savaşında Anadolu'daki Faaliyetleri
6 Eylül 1919 tarihinde cemiyetin kurucularından Bedirhanlı aşiretinden
Celadet ve Kâmuran ile Cemil Paşa ailesinden Ekrem yanlarına İngiliz Binbaşı
Covbertin Noel ile Malatya'ya gelirler. Bu tarihlerde cemiyet doğu illerinde
örgütlenmeye çalışmaktadır. Diyarbekir 13. Kolordu Kurmay başkanı Halit,
Sivas'ta bulunan Mustafa Kemal Paşa'ya şifreli bir telgraf çeker.
Telgrafında Osmanlı subayları arasında şifreli telgraflaşmanın yasak
edildiği bir dönemde İngiliz binbaşısı Noel'in istediği kimselerle şifreli
telgraflaşma yaptığından ve elini kolunu sallayarak Bedirhanlı aşiretinden
kimselerle birlikte dolaştığından yakınır.[3]
Nutuk'da belgeler bölümünde, ilgili kişilerin takibi için üzerlerine
birlikler gönderildiği, Mustafa Kemal'in, 9 Eylül 1919 tarihli Erzurum 15.
Kolordu ve Ankara 20. Kolordu komutanlıklarına gönderdiği şifreli telgrafta
görülmektedir.
Mustafa Kemal, 9 Eylül 1919 tarihli şifreli telgrafında şunları yazar:
Bağımsız Kürdistan kurulması propagandası yapmakta olan İngiliz Binbaşı
Mister Noel, yanında Mevlanzade Rıfat, Bedirhanlılardan Kâmuran, Celâdet ve
Cemil Paşazade Ekrem beyler adlarındaki kişilerle Malatya'ya gelerek Elaziz
Valisi Ali Galip Bey de kendilerine katılarak, Bedirhanlılardan olan sancak
mutasarrıfı Halil Beyle birlikte ulus ve yurdun kötülüğüne işler çevirmeye
yeltendikleri ve sözde postayı vuranları izlemek amacıyla çevreden Kürtler
getirmeye kalkıştıkları haber alındığından, Harputtan 15. Alay Komutanı,
makineli tüfekle donanmış bir askeri birliği, Aziziye'den 2 süvari bölüğü,
Siverek'ten Malatya'daki 12. Süvari Alayına bağlı bölük Malatya üzerine
gönderilerek, adları geçenlerin tutuklanmaları için gereken girişim
yapılmıştır. Sonuç bilgilerinize sunulacaktır. Mustafa Kemal, Nutuk, Belge
62.
Sivas'taki Mustafa Kemal bölgedeki subaylar ve güvenilir devlet erkânı ile
telgraflaşmayı sürdürür. Harput'tan askeri birliklerin üzerine gelmekte
olduğu haberini alan Harput valisi Ali Galip, Malatya Mutasarrıfı Halil,
Binbaşı Noel ve aşiret reisleri Malatya'yı terkederek Kâhta yönüne kaçmaya
başlarlar. Jandarma Yüzbaşısı Faruk Bey, Kâhta'da kaçakları izler.
Malatya'ya 5 saat mesafedeki Raka köyünde Siverek'e kadar olan bölgedeki ve
Dersim'e varıncaya kadarki Kürt aşiretlerin haberdar edilerek bu köyde
toplandıklarını bildirir. Burda toplanan isyancıların Malatya'yı basacağı ve
Urfa'daki İngiliz Tümeninin aşiretlere yardım için bölgeye geleceği haberini
aldığını Malatya 15. Alay Komutanı İlyas Beye rapor eder ve İlyas Bey de
Sivasta bulunan Mustafa Kemal Beye telgrafla 11 ve 12 Eylül 1919 gecesi
gelişmeleri bildirir.
İstanbul'daki Amerikan Yüksek Komiseri Amiral Bristol 30 Eylül 1919
tarihinde Washington'a telgrafla şunları bildirmişti:
İngilizler Kürtleri kullanarak milliyetçi akımı¹ boğmak istiyorlar.
Türklerin de Ermenilere karşı bir hareketi olduğu yolundaki haberler de bir
İngiliz propagandasıdır. Amiral Bristol, Amerikan Yüksek Komiseri, İstanbul,
30 Eylül 1919
Not1:Kuva-i Milliye'yi kastediyor.
1925 yılında cemiyetin kurucu başkanı Seyyit Abdülkadir Şeyh Sait İsyanı ile
ilgisi bulunduğundan dolayı idam edilmiştir.
Şeyh Said İsyanı, (Şubat-Nisan 1925) Doğu Anadolu'da merkezi yönetime karşı
girişilen geniş çaplı ayaklanma.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında uygulanan politikalar Doğu Anadolu'da çeşitli
muhalefet odakları doğurmuştu. Bu muhalefet odaklarından Kürt İstiklal
Komitesi'nin çalışmaları açığa çıkarıldıktan sonra, örgütün önde gelen
yöneticilerinin çoğu tutuklandı.
Örgütle yakın ilişki içinde olan ve aynı doğrultuda çalışmalar yürüten Şeyh
Said'e bağlı kişilerin Diyarbakır'ın Eğil nahiyesine bağlı Piran köyünde
arama yapan bir jandarma müfrezesiyle girdiği çatışma (13 Şubat 1925), kısa
sürede genişleyerek yaygın bir ayaklanmanın kıvılcımını oluşturdu. Genç
vilayetinin merkez kazası Darahini'yi basarak (16 Şubat) valiyi ve öteki
görevlileri tutuklayan Şeyh Said, halkı İslam dini adına ayaklanmaya çağıran
bir bildiriyle hareketi tek bir merkez altında toplamaya çalıştı. Bu
bildiride 'din uğruna savaşanların lideri' anlamına gelen mührünü kullandı
ve herkesi din uğruna savaşa çağırdı. Mistan ve Botan aşiretlerinin
desteğini aldıktan sonra Genç ve Çapakçur (bugün Bingöl) üzerinden
Diyarbakır'a yöneldi. Maden, Siverek ve Ergani'yi ele geçirdi. Şeyh
Abdullah'ın yönettiği başka bir ayaklanma kolu da Varto üzerinden Muş'a
doğru harekete geçti. Varto'yu ele geçiren isyancılar, Muş'a ilerledilerse
de halktan toplanan yardımcı kuvvetlerle Murat Köprüsü civarında mağlup
edilip, Varto'ya geri çekilmeleri sağlandı. Gelişmeler üzerine hükümet doğu
vilayetlerinde sıkıyönetim ilan etti (21 Şubat). Ayaklanmacıların üzerine
gönderilen ordu birlikleri Kış Ovası'nda Şeyh Said kuvvetleri karşısında
tutunamayarak Diyarbakır'a çekilmek zorunda kaldı (23 Şubat). Ertesi gün
Elazığ'a giren Gökdereli Şeyh Şerif yönetimindeki başka bir ayaklanma kolu
kenti kısa süre de olsa denetim altına aldı. 7 Mart'ta Şeyh Said'in
emrindeki 5000 kişilik bir kuvvet Diyarbakır'a saldırdı.
Olayın başlangıcında Mustafa Kemal ciddiyeti anlayıp, Heybeliada'da
rahatsızlığı nedeniyle dinlenen İsmet İnönü'yü acilen Ankara'ya çağırdı.
İnönü ve ailesini bizzat Ankara Gar'ında karşılayan Mustafa Kemal, olayları
anlatmak için İsmet Paşa'yı Çankaya'ya götürdü. Çankaya'da, İsmet Paşa'ya
"Doğuda laik sistemi yıkmak amacıyla yayılan gerici bir ayaklanmanın
başladığını" söyledi. İsmet Paşa'nın Ankara'ya gelmesi dedikoduların
başlamasına neden oldu. Ali Fethi Bey'in görevden ayrılacağı, yeni hükümeti
İsmet İnönü'nün kuracağı ve önlemleri onun alacağı konuşulmaya başlanmıştı.
Ayrıca Ali Fethi Okyar ile İsmet İnönü'nün arası açıktı. Ali Fethi Bey olayı
isyan olarak tanımlamamış ve sıkıyönetimle durdurulacağına inanıyordu.
Ancak, olayların hızla tırmanması karşısında Başbakan Ali Fethi Okyar'ın
istifasını isteyen Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü'yü yeni bir hükümet
kurmakla görevlendirdi (3 Mart). Bir gün sonra TBMM hemen Takrir-i Sükun
Kanunu'nu kabul ederek hükümete olağanüstü hal yetkileri tanıdı.
Ayaklanmayla ilgili yayınlara konan yasak daha sonra başka önlemleri de
kapsayacak biçimde genişletildi. Ayrıca Ankara ve Diyarbakır'da İstiklal
Mahkemeleri kurulması kararlaştırıldı. Bu sırada Diyarbakır'ı kuşatma altına
alan Şeyh Said kuvvetleri, hükümet kuvvetleri tarafından püskürtülerek geri
çekilmeye başladı. Geniş çaplı bir sevkıyatın ardından toplu saldırıya geçen
(26 Mart) ve bir bastırma harekatıyla ayaklananların çoğunu teslime zorlayan
askeri birlikler, İran'a geçmeye hazırlanan ayaklanma önderlerini Boğlan'da
(bugün Solhan) sıkıştırdı. Şeyh Şerif ve yanındaki bazı aşiret reisleri
Palu'da yakalanırken, Şeyh Said'de Varto yakınlarında Carpuh Köprüsü'nde ele
geçirildi (15 Nisan 1925).
Ayaklanmayı destekleyen eski Şuray-ı devlet reislerinden Kürt Teali Cemiyeti
reisi Seyit Abdülkadir ve 12 arkadaşı İstanbul'da tutuklanarak yargılanmak
üzere Diyarbakır'a getirildiler. Yargılanma sonucunda Seyit Abdülkadir ve 5
arkadaşı ölüme mahkûm olarak, idam edildiler (27 Mayıs 1925).
Diyarbakır'daki Şark İstiklal Mahkemesi kısa süren bir yargılamadan sonra
Şeyh Said ve 47 ayaklanma yöneticisi hakkında da ölüm cezası verdi (28
Haziran). Cezalar, başta Şeyh Said olmak üzere, ertesi gün infaz edildi.
Şeyh Said Ayaklanması'nın bastırılması Cumhuriyet yönetiminin Doğu
Anadolu'da denetimi sağlamasında önemli bir dönüm noktası oldu. Öte yandan
ayaklanmayla ortaya çıkan gelişmeler, bir süre önce çok partili yaşama geçiş
yönünde atılan adımların kesintiye uğramasına yol açtı. Ayaklanmaya
karıştığı gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan Terakkiperver Cumhuriyet
Fırkası, çok geçmeden hükümet kararnamesiyle kapatıldı.*
Cem Özer Özkan
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır